Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Yüzünüze “Lazer” Işığı

Gelişen teknolojiye paralel olarak estetikte de trendler değişiyor, basit uygulamalar her geçen gün daha çok tercih ediliyor. Lazerin sihirli çubuğu tek dokunuşla yüzünüzdeki birçok problemi silebiliyor.

Yaşlanma, güneşin olumsuz etkileri, makyaj malzemeleri, sigara, toksinler gibi faktörlerin etkisiyle cildimiz her geçen gün yıpranıyor, eskiyor. Yıpranmış ciltte hücre yenilenme hızı yavaşlıyor, kollajen miktarı da azalıyor. Bu durum cildin parlaklığını kaybederek daha donuk, gevşek, yaşlı ve sağlıksız görünmesine sebep oluyor. Şöyle o eskimiş cildi söküp atsak, yerine yenisini koysak ne iyi olacak!

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Metin Kerem’ e bunun mümkün olup olmadığını sorduk ve aldığımız cevap bizi çok şaşırttı:

“Evet, mümkün” diyor Dr. Kerem: “Günümüzde fraksiyonel lazerler sayesinde ameliyatsız, 15-20 dakikalık bir uygulamayla bu sorun çok etkili bir şekilde çözülüyor. Bu lazerler cildin dış etkenlerle yıpranmış olan üst tabakasını buharlaştırarak yok ediyor. Daha derin katmanlarda da kollajen üretimini uyararak buharlaşan tabakanın yerine yepyeni bir cilt dokusu oluşmasını sağlıyor. Bu yeni oluşan cilt, daha iyi oksijenleniyor, ve kan dolaşımı daha zengin olduğundan daha parlak ve canlı görünüyor. Bütün bu biyolojik olaylar mucizevi bir şekilde 72 saat içinde tamamlanıyor.”

Peki bu uygulamanın sonuçları neler? Acaba lazerle cildimizde neler değişiyor? Bu soruları da Dr. Metin Kerem şöyle yanıtlıyor: “Fraksiyonel lazerlerin etkisini karayolundaki asfaltın kazınıp yerine yenisinin dökülmesine benzetebiliriz. Yani cildin matlaşmış, lekelenmiş ve hasar görmüş yüzeysel tabakası sökülüp atılırken yerine yepyeni bir yüzey yapılıyor. Ciltteki ince kırışıklıklar belirgin ölçüde azalıyor. Özellikle dudak çevresindeki kırışıklıklarda çok çarpıcı sonuçlar almak mümkün. Ciltteki renk değişiklikleri, bazı lekeler ve kılcal damarlar gözle görülür bir şekilde ortadan kalkarken gözeneklerin çapları da küçülüyor. Deri yüzeyi daha düzgün, pürüzsüz bir hale geldiğinden cilde genel bir gerginlik ve buna bağlı bir parlaklık kazandırıyor. Bu etkiler hemen başlıyor, 1 ayın sonunda iyice belirginleşiyor. Öte yandan fraksiyonel lazer, sivilce izleri, küçük çukurcuklar gibi cilt düzensizliklerini de iyileştiriyor. Sonuçta daha düz, parlak ve ışıltılı bir cilt elde ediliyor.”

Lazerle cilt gençleştirme uygulaması genellikle tek seans halinde yapılıyor. Dr. Metin Kerem uygulamayı şöyle anlatıyor: “Uyuşturucu kremlerin etkisi altında yaklaşık 20 dakikada tüm yüz uygulaması biter. İlk gün deride bir miktar kızarıklık ve hafif bir yanma hissi olur, ardından ortaya çıkan hafif kabuklanma 3 gün içerisinde normale döner. Cuma günü işlem yaptıran bir kişi pazartesi günü rahatlıkla makyajını yapıp işe gidebilir.”

Lazerle yapılan cilt gençleştirme işlemi son yılların gözde estetik uygulaması PRP ile birlikte de yapılabiliyor. PRP, kişinin kendi kanında dolaşan faktörlerin ayrıştırılarak konsantre bir halde yüze uygulanması işlemi. Bu uygulama tek başına yapılırken iğnelerle veya “roller” adı verilen iğneli rulolarla yapılıyor. Dr. Metin Kerem’e göre PRP’yi uygulamanın da en kolay yolu yine lazerden geçiyor: “PRP uygulaması tek başına yapıldığında ortaya çıkan etki ile lazerle birlikte yapıldığında ortaya çıkan etki arasında çok büyük fark var. Lazerin hücre yenilenmesini ateşleyen gücü ile PRP’nin içerisindeki kan dolaşımını arttıran ve doku yenilenmesini çabuklaştıran faktörler bir araya geldiğinde çok daha çarpıcı sonuçlar alınıyor. Öte yandan yüzdeki kızarıklık daha hızlı ortadan kalkıyor. Lazerle işlem görmüş cilt, PRP sıvısını çok daha iyi emiyor ve canlanıyor; dolayısıyla lazerli PRP uygulamasında iğne ya da roller kullanılmasına da gerek yok.”

Acaba lazer uygulaması estetik ameliyatlara bir alternatif olabilir mi sorusuna ise Dr. Metin Kerem’in yanıtı çok net: “Ameliyatla düzelecek bir sorun ancak ameliyatla düzelir. Lazeri cerrahi işlemlere alternatif olarak göstermek yanlış bir yaklaşım olur. Estetik operasyonlarla lazeri birbirine alternatif değil, birbirinin tamamlayıcısı olarak görmek daha doğru bir bakış açısı. Temel olarak ilerleyen yaşa bağlı yanaklar, çene çizgisi ve göz kapaklarındaki elle tutulur sarkmalar cerrahi yöntemlerle düzeltilir. Çünkü buralardaki problem zannedilenin aksine deride değil, daha derin yumuşak dokulardadır. Lazerin ya da herhangi bir başka uygulamanın bu derinliklere inmesi pek mümkün olmaz. Ancak cildin kendisindeki yenilenmeyi de lazer dışında bir yöntemle elde etmek mümkün olmaz. Toplumda bu anlamda genel bir yanlış bilgilenme var. Yüz gençleştirme işlemlerinde PRP, botoks, dolgu, yağ enjeksiyonları, estetik ameliyatlar ve lazer tedavileri birbirinin yaptığı işi yapmazlar. Aksine bunların hepsi aynı takımın oyuncularıdır, hepsinin işlevi farklıdır ve doğru yerde kullanılmalıdırlar. Bu sorunların çözümünde izlenecek algoritmaya, nerede neyin gerekli ya da gereksiz olduğuna karar verecek en doğru kişi plastik cerrahtır. Çünkü plastik cerrah hem basit uygulamaları hem de en detaylı operasyonları yapabilen kişidir. Unutulmamalıdır ki plastik cerrahlar da gerekmedikçe ameliyat yapmazlar”

Lazerle cilt gençleştirme uygulamalarının ideal zamanı sonbahar ve kış ayları. Güneşin yakıcı olduğu yaz aylarında bu işlemin yapılması önerilmiyor. Genellikle yılda bir kez yapılması yeterli oluyor. Yoğun sivilce izleri ve çukurların olduğu ciltlerde ek seanslar gerekebiliyor. Aynı cihazlar daha yüksek dozlarda kullanılarak cilt çatlakları ve yara izleri de tedavi edilebiliyor. Ancak çatlak tedavisi ve yara izi tedavileri daha çok seans gerektirebiliyor diyor Dr. Kerem: “Cilt çatlaklarının tedavisinde de tüm dünyada en çok kabul gören yöntem yine fraksiyonel lazerdir. Cilt çatlaklarının tedavisi biraz daha sabır isteyen bir işlemdir. Duruma göre 6 seansa kadar çıkmak gerekebiliyor. Yara izleri de böyledir. İzin yerleşimi, derinliği, rengi, yaşı gibi faktörlere göre tedavi süresi değişiklik gösterir. ”